Deneme - beNiM içiN bir güN öLMeye çaLış o zaMaN anLaRsıN yüReğiMdeki seNi - Blogcu



beNiM içiN bir güN öLMeye çaLış o zaMaN anLaRsıN yüReğiMdeki seNi

16/4/2008 - hAyAt...!!!

Kategori: Deneme

Deli bir ırmak gibi akmalı

adına hayat dediğimiz..

Sarsıntılar kalmalı anılar diye...

ve Ölüm

Bir gökgürültüsü gibi gelmeli

GELECEKSE...!!!

 

...( A )...

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

ŞİMDİ ELLERİMİ SIKIP BİLEKLERİME KANAMAYI ÖĞRETTİM...!!!

Music Video Code by Amator Mp3

visitor stats

Kategoriler

Arkadaşlarım

bilal can
gizemliyol
yusuftektas
acelyaxxx
Özcan Çeltik
1sessizgemi3
nilsu35
songulucar
busecegunler
sevgiruzgarim
dergahli
sevecenguzel
1001kopru
derbeder81
benimsin016
seheryeli8
yezdanla
siyasiyasi

hüzünlerimi kuşandım yine sensizlik karışırken en koyusuna karanlığın yalnızlığımla hemhalim gözlerinle yitik bir şiire başladım saymadım, kimbilir kaçıncı gecesi ayrılığın kaçıncı terkedişi umutlarımın kaçtikca yine sana gelişimin kaçıncı saati susturamadım ateşe tutulmuş yüreğimi durduramadım içimin yangınını sadece sana çıktı yollarım sadece senin adını sayıkladı dillerim ve hiçbirşey avutamadı ağlayan gözlerimi duy artık susturulmuş sesimi ne mehtap avutur beni ne yıldızların parlaması bana sadece gözlerini getir gözlerinle sil gözlerimi... yollarıma serilen bir mayın tarlasıydı. aşk, yüreğimden vuran kurşunlardı, umutlarımdı ellerimden alınan beyaz bir perdeden geçen rüzgardı ayrılıklardı. üzerime örttüğüm korkuyla adım bastığım Ucu olmayan mayın tarlasıydı, Ve sendi aşk Biraz ellerin birazda gözlerin dokunamadığım saçlarındı şehrinden geçemediğim sokaklar hasret kokan kaldırımlardı köşe başlarında bir defne yaprağı beyaz şiir sadece senin Adın Yazardı.. kuyusundan gamzelerimin dudaklarıma düşer gece ikiye bölünür benliğim dipsiz bir karanlığa boyanır dört bir yanım yırttıkça göğü sessiz cığlıklarım milyonlarca sen çarpar yüzüme usulca yüreğine akarım yağmurlar ıslanır gözlerimde sensizlik vururken her bir köşeme mühürlenir söz dilimde kana kesilir kelimelerim bağıramam acır aşk sesimde buz tutar ellerine hasret ellerim göğsüme dizilir yarım kalan düşlerim dilimin ucuna düşer yokluğun hadi sustur gülüşlerimde ağlayan çocuğu vurdu vuracak beni koynumda sakladığım acı hadi dindir umutlarımın sancısını durma bir kibrit yak üşüyen ateşe… genzimde dolaşır ecelin parmakları... "gel" desen dağ gibi bir ihanetten düştüm bu kendime son gelişim ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime kendimi suçüstü yakalıyorum ve kentsizliğimin isimsizliğini Araz'a uyak düşüyorum gözlerime senden düşler sürüyorum ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor bana en büyük tehdit yine ben oluyorum gelirdim gittiğin uzakta bendim sonra bir durağa yaslanıyorum sonra bir kente ve sen gidiyorsun ben kanıyorum diyorlar ki; kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun. oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun yorgun Haliç'e biraz inat biraz ihanet bırakıyorum ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum aklıma düşüyorsun düşüyorum düşünce üşüyorum azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum yalanlarımla bir hiçlikteyim beni içinden kaç bu kentte her yağmur kendini ağlar aklıma düşsen yalnızlık oluyorum ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir nerde kimi üşüyorsun artık kendini yakan bir ateşim kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz şimdi boş duraklara yaslanıyorum boş kentlere oysa "gel" desen gelecektim gün düşlerime dönüşlerimde bakışın içiyor beni gözlerimden gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara uzaklığına uzanıyorum sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan yıkılıyorum şarkılara "kimseler biliyor" yalnızlık dostumdu şimdi korkum oluyor oysa "gel" desen gelecektim artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan kendimi yitirdikçe sana gidiyorum göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum uysal yalnızlıklar satın alıyorum gülüşümle ödeyerek ve içimde yalancı bir katil taşıyorum yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben kirli sözlerimi temize çekme oysa "gel" desen gelecektim gözlerim ihanete ihbar taşıyor kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına sözü namluna sürmelisin şimdi en yaralı yanımdan vurmalısın beni çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam susuşuna kan döküyor gözlerim sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun oysa bilmelisin Araz'ım kimsenin içi görünmez ve hiç bulamadıklarını asla yitiremezsin bak şimdi aramızda sessiz kalıyor söylenecek bütün sözler her sabah akşam oluyorsun alnından ellerine damlıyorsun yüzündeki yağmurla iniyorsun kente içine dert oluyorsun kentin dışına yağmur yüreğinde dağılıyor kristal şehirler duvarların kan öksürüyor ve sen başkalarının gözlerini yüzümde aramamayı öğreniyorsun beni bir durağa yaslıyorsun beni bir kente gidiyorsun oysa "gel" desen gelecektim susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın en susmakta neydi öyle sen en dinlerken biliyorum Araz'ım insan kendini bulmamalı, hep aramalı gittiğin yerden başlıyorum öyleyse gece cinnetlerimi de alıp yanıma denize bakmayı bilmeyenler bir gün mutlaka boğulur işte bundandır gözlerinden kaçışlarım siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı ben şimdi gurbetim içimde taşıyorum heba olsa da senlerce yılım oysa "gel" desen gelecektim ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden şairler ölüdür derler inanmıyorum en karanlık ceketimi giyiyordum ışığa kördüm çünkü şimdi ise güneşe ilerliyorum dirilmek için kimliği paslanıyor eski bir anarşistin gecenin kör gözünden utanıyorum hadi bana en militan kelimelerle saldır batır içime cümlelerini beyhude bir dehşet bırak hak ediyorum gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime can kaybından ölüyorum cenazemde namaz kılacağım zan altındayım yalanıma inanıyorum yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin kinim kendime susuşum sana küsüşüm tüm dünyaya üstü kalsın ihanetimin "gel" desen gelecektim yine bir tren geçiyor içimden sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan süsle beni ey aşk geçtiğin yerleri öpüyorum yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum dişlerindeki nikotin tadı terkimde sirenler ve ateş hatları içip sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla yasadışıyım tutukla beni gözlerimden kalemim bitti yitirdi şiirini şuur öldü kanımdaki mürekkep balığı solumdaki sise intihar etti intiharlar bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek yaşamak için geç bir zaman ölmek için ise erken çok davullu bir senfoni sürçüyor dikiş tutmaz ayrılığımda kirpiğinden yapılma bir darağacına geceyi asıyorum yoksun bu yağmurlar ıslatmıyor beni bir durağa yaslanıyorum sensiz gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum "gel" desen gelecektim oysa kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor şimdi herkes biraz sen biraz acı göğsümde bir vagon gizli sözler batıyor fırtınalar çıkıyor üstüme şakağımda intihar acemisi bir şairin delilik provaları arkandan uluyan kapılardan söküyorum kokunu yokluğunu kokluyorum yokluğunu yokluyorum çöz gözlerimi senden hadi ücranda yak bakışımı gözlerine bekçi sevdam dünden ve senden kalmayım içine her düşen kendi keşfi sanıyor seni oysa sen melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin ve kendini acıtmak istiyorsun ama güller kendine batamaz bilmiyor musun "gel" mi diyorsun herkes kendi gördüğüne bakar peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu hadi en kanadığımız yerden susalım "gel" desen gelirdim "git" dedin ve gittin böylesi bir veda olsun istemezdim www.ahmetcan89.blogcu.com DESIGN BY : AHMETCAN


bigoo.ws


PHP Kod: